Biz ne zaman içsek,
Köfte geç gelir
Ve oturur muhabbetin terkisine
Çıplak bir efkar sözcüğü
Biz ne zaman içsek,
Sabah akar meycinin cebine
Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan
Biz ne zaman içsek,
İç değilizdir aslında.
Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü,
Çırıl bir efkar sözcüğü
Delikanlı kıvamında sevda değilse de
Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık
Biz ne zaman içsek,
iç değilizdir aslında.
Bu alkol ikindisi şiirle
Şimdi burda açılsaydın
Adımın baş harfi gibi
Belki ağustos kokardı ağustos
Sen,
Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara
Senine boyuna sevilmiş sen
Yalanı sevdasından büyük sen
Bir bil-sen.
Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
Genzimizde göl gözyaşları
Biz ne zaman içsek,
İç değilizdir aslında.
Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...
Türkiye’de istanbul ne ise
istanbul’da gece ne ise
gecede yürümek ne ise,
yürürken düşünmek ne ise,
seni unutamamacasina düşünmek ne ise,
unutamamanin anlami ne ise,
seni sevmek ne ise,
saklayayimmi yok söyleyeyim derken
birden aşka düşmek ne ise.
hassiktir ya..
herneyse.
yücelerden yüce gördüm
erbabsın sen koca tanrı
bu allahlığı sen nerden
satın aldın kaça tanrı
ali ile bir olmuşsun
bir mektepte okumuşsun
ali olmuş hafız kelam
sen okursun hece tanrı
kıldan bir köprü yapmışsın
gelsin kullar geçsin deyu
hele biz şöyle duralım
yiğit isen sen geç tanrı
yaratmışsın bağ-u cennet
kulların etsinler sohbet
cehennemi ne yarattın
be akılsız koca tanrı
unuttuk diye namazı
bizi ateşe atarsın
kul yanması abes değil
gel bas kızgın saca tanrı
senin kulların anılır
atası anası ile
senin anan baban yoktur
benzersin bir piçe tanrı
seni her yerde görürüm
için dışını bilirim
sırrın halka faş edersem
halin nice olur tanrı
kaygusuzum der buradan
cümle mahluku yaradan
kaldır perdeyi aradan
gezelim beraber tanrı